Yeni Üye Üye Girişi
     
TRSOZLUK.NET
Çeviri yapmanın en kolay yolu...
Tüm Dillerde Çeviri Son Yapılan Çeviriler İngilizce Öğrenme Teknikleri Sitene Sözlük Ekle Reklam Bize Ulaşın 23 Ocak 2018 , Salı 

   Türkçe İngilizce Çeviri
Cep telefonunuz için m.trsozluk.net açıldı.Çeviri yapmak artık çok kolay.

 
Çeviri Kısayolları
İngilizce <> Türkçe Çeviri
Rusça <> Türkçe Çeviri
Fransızca <> Türkçe Çeviri
Almanca <> Türkçe Çeviri
Türkçe <> İngilizce Çeviri
İtalyanca <> Türkçe Çeviri
Türkçe <> İspanyolca Çeviri
Türkçe <> Almanca Çeviri
İngilizce <> İspanyolca Çeviri
Arapça <> Fransızca Çeviri
İngilizce <> Arapça Çeviri
Almanca <> İngilizce Çeviri
 Türkçe İngilizce Çeviri için kelime yada cümleyi girerek çevirinizi yapabilirsiniz.  Max Karakter Sayısı : 100 
 
   
Çeviri Kısayolları
 İngilizce Türkçe Çeviri  Rusça Türkçe Çeviri  Fransızca Türkçe Çeviri  Almanca Türkçe Çeviri
 Türkçe İngilizce Çeviri  İtalyanca Türkçe Çeviri  Türkçe İspanyolca Çeviri  Türkçe Almanca Çeviri
 İngilizce İspanyolca Çeviri  Arapça Fransızca Çeviri  İngilizce Arapça Çeviri  Almanca İngilizce Çeviri
 
 Arama Sonuçları
 
Sözlük : 
  Türkçe İngilizce Çeviri
Cümle : 
  Köy
Çeviri Sonucu : 
  bay. inlet. armlet. arm. basin. bight. cove. creek. indentation. sound.
 Çeviriyi Dinleyin 


  Benzer Sonuçlar
 
koy :   bay. inlet. armlet. arm. basin. bight. cove. creek. indentation. sound.
köy :   village. country. peasant. rustic. rural. village. country. kampong. settlement.
koy :   bay. cove. indentation. inlet.
köy :   village.
koy :   cove. small bay. creek. indentation. inlet. sea inlet.
köy :   village.
ortaya koymak :   to brıng up, to exhibit, produce, prove, ıntroduce
yasa koyucu :   law-maker. legislator.
dağ koyunu :   mountain sheep.
yüzükoyun :   prone. face downwards.
tekrar yerine koymak :   replace.
tehlikeye koymak :   to endanger. to imperil. risk.
sahneye koymak :   to stage manage. to stage.
sahneye koyma :   staging.
köylülük :   being a villager or a peasant.
koydurmak :   to have sth put somewhere.
köylü :   hayseed.
kanun koyucu :   legislator. lawgiver.
köy ağası :   yeoman.
tatil köyü :   holiday village. holiday camp.
kurbanlık koyun :   little suspecting the disaster that awaits him.
koyun eti :   mutton.
koyun :   sheep. ewe. bosom. arms.
koyultma :   inspissation.
koyu lacivert :   prussian blue.
koyu kırmızı :   crimson.
koyu kahverengi :   deep brown.
köy muhtarı :   headman.
köye ait :   rustic.
koyuvermek :   clap. release.
koymak :   put. place. set. plant. lay. position. rest. stick. closure. dot smb. one. lay down. lay on. park. put down. set down. sting.
koyma :   putting. laying. placing. position. put. putting in.
karşı koymak :   confront. counter. cross. mind. oppose. resist. withstand.
el koymak :   commandeer. confiscate. impound. seize. sequestrate.
koyu :   dark. deep. thick. dense. intense. saturated. sad. black. crusted. darkish. dyed-in-the-wool. sable. somber. sombre. stiff. strong. tenebrous. dyed in the wool. peasoupy.
koyulaşma :   thickening.

 
Untitled Document
 
 
 
 
 


Gizlilik Sözleşmesi - Kullanım Şartları - Reklam - Bize Ulaşın

zuma oyunları